Yeni yılın ilk günleri. Şehir sakin, Boğaz karla kaplı. Sabah ışığı her şeyi biraz daha yumuşak gösteriyor. Böyle anlarda insan geleceği planlamaktan çok geriye bakıyor. Ben de elimde kahvemle, geçen yıla; olup bitene ve beni bugüne getiren şeylere bakıyorum.
Bu bakış nostaljik değil. Duygusal bir coşku da taşımıyor. Daha çok şu soruyla ilgili: Ne oldu ve ben bununla ne yaptım?
2025 benim için iyi hissettiğim bir yıl değildi. Ama bu, kötü bir yıl olduğu anlamına da gelmiyor. Daha çok şuna benziyordu: Hayatın seni bir noktada bırakması ve oradan nasıl devam edeceğini senin belirlemen.
Bir şeyleri kapatmadım. Büyük kararlar almadım. Radikal bir kopuş yaşamadım. Ama şunu yaptım: Artık sürdürülemeyen şeyleri sürdürmeye çalışmayı bıraktım.
Geçen yıl boyunca bana “gelecek” diye sunulan ama bugünü bile taşıyamayan birçok yapı gördüm. İnsanlar, planlar, vaatler… Bazıları iyi niyetliydi, bazıları değildi. Ama ortak noktaları şuydu: Vaat ile gerçeklik arasında sürekli bir boşluk vardı; umut vardı, sürdürülebilirlik yoktu.
Bu yıl bana şunu öğretti: Bir şey gerçekten sağlam ise, seni sürekli ikna etmeye çalışmaz. Kendini kanıtlamaya da ihtiyaç duymaz. Sadece olur.
2025’te ilk defa şunu net hissettim: Hayatımda olmak isteyen şeyler, mutlulukları ve güzellikleri gölgelemeyecek şekilde var olabiliyor. Gürültüsüz, yormadan, drama üretmeden.
Bu yıl aynı zamanda çok somut problemlerle baş ettim. Ev meselesi hayatımın merkezindeydi. Geçici düzenler, yarım çözümler, sürekli yeniden ayarlanan planlar… Bunları dramatik olarak görmüyorum; giderek zorlaşan metropol yaşamında mücadelenin normalleştiği bir bağlamda, hayatın olağan akışına aykırı değillerdi. Yine de yorucuydu. Bir yerde kalmakla, bir yerde yaşamakla bir yere tutunmak arasındaki farkı orada gördüm.
Sonra minik bir loft buldum. Güzelliğiyle içimde bir şeyleri harekete geçiren, estetik olarak çok çarpıcı; sakin ve bana ait bir alan. Bana çok yakındı. Bir koza gibiydi; hayattan saklanmak için değil, yeniden güç toplamak için. Bu loft bana şunu hissettirdi: 2026 bir ara durak yılı değil; kanatlanacağım bir yıl. Kanatlarımın varlığını ilk kez burada fark ettim.
Aynı dönemde, yılın son günlerinde aileden gelen bir haber, geleceğe dair başka bir katmanı görünür kıldı: köklerimde yer alan, 2026’da tamamlanacak ve bana hediye edilecek bir yer. Bu, bugünü değiştirmedi; planlarımı, yönümü ya da bağımsızlığımı da etkilemedi. Ama ben hayatta yeni yolları, yeni şehirleri ve yeni deneyimleri denerken, her zaman geri dönebileceğim ve her zaman benim için orada duracak, sadece bana ait başka bir kozanın kalıcı varlığı beni daha güvende hissettirdi.
Belki dışarıdan bakıldığında büyük bir sıçrama yok. Ama içeride çok net bir fark var: Artık nerede durduğumu biliyorum.
Bu bir başarı hikayesi değil. Her şey yoluna girdi anlatısı da değil. Bu yazı sadece şu cümlenin altını çizmek için var:
Geçen yıl beni ileri taşıyan şey motivasyon değildi. Gerçeklikti.
2025’i tek cümleye indirgemem gerekirse: Gerçeklikle hizalandığım bir yıl oldu.
Ve bu bilgi, bir sonraki adım için yeterli.
