Showing 5 Result(s)

Hayatın Yansıması – Taşlar, Aynalar ve Sahne

Hayat bazen bir taş gibi gelir insanın üstüne. Beklemediğin bir yerden bir söz, bir bakış, bir yargı gelir… ve sen kendini savunurken bulursun. Ama o taş gerçekten sana mı atılmıştır, yoksa atan kişinin içindeki bir acının yankısı mıdır? İnsan, dış dünyayı kendinde olanla tanır. Ve çoğu zaman bir başkasına yönelttiği yargı, kendi iç dünyasının bir …

Tutku ve Güzellik

Tutku Tutkulu insanları seviyorum.Ve evet, biraz da imreniyorum onlara.En çok da…Tutkusunu bulanlara olduğu kadar,tutkusunu kaybedip yeniden bulanlara. Hayat belki de ilk bu soruyu soruyor:“Senin tutkun ne?” Önce onu bul.İçini yakan neyse, işte o. Tutkuyla yaptığın işi,Severken zamanı unuttuğun adamı,Bahsederken gözlerinin parladığı şeyi,Koşarken yorulmadığın yolu,Gülerken içtenliğini,Sarılırken sığındığın dostları,Dans ederken dünyayı unuttuğun o şarkıyı bul. Sonra da;Yol …

Yerini Yadırgamak – Bir Çiçek, Dalından Kopmadan da Güzel Kokar

“Bir çiçek yeşermediğinde yetiştiği çevreyi değiştirirsin çiçeği değil, o çiçekte ne kadar güzel koktuğunu kanıtlamak için dalından kopmaz.” Alexander Den Heijer Bazen bir yerde olmak, olmamak kadar yorar insanı.Toprağın seni beslemediğini hissedersin.Güneş yüzüne vurmaz, su damlamaz köklerine…Ama o çiçek hala oradadır. Kokusu yerli yerindedir, güzelliği kendinden menkuldür.Sadece yerini yadırgıyordur. Bu yazı; yeşermeyen yerleri terk etmenin …

Peri & Yolcu

Peri ve Yolcu Bir zamanlar, uzak bir ülkenin okyanusla göl arasında sıkışmış taşlı yollarında,adımları yorgun ama gönlü hevesli bir yolcu yürüyordu. Geceleri pembe parlayan bir otelin odasında yaşayan bir periyi arıyordu. Perinin kalbi yumuşaktı ama yalnızdı.Gökyüzüne bakan pencereleri vardı ama içine bakan kimse yoktu.Yolcunun omuzlarında taşıdığı çanta, sadece eşyalarla değil,söylenmemiş sözler ve yarım kalmış denemelerle …

Una ve Sessizliği Koruyan Bahçe

Bir kedinin sırrıyla, bir kızın iç yolculuğuyla, hafif melankoliyle örülü ama yumuşacık bir hikaye. Una, geniş beyaz tüylerinin arasında sakladığı minik kalbiyle, insanların anlamadığı bir dili konuşurdu.Sadece yavaşlıkla, sadece şefkatle, sadece sessizlikle duyulabilen bir dil. Evin içinde bazen günlerce görünmezdi.Ama bir köşede, küçük pencerenin altında, güneşin sarı çizgisiyle kendine bir düş kurar, orada uyurdu.Ve bazen …